auf Deutsch schreiben

1000Fikir

Yönetici
Yönetici
Mesajlar
1,929
Reaction score
1
Puanları
38
En iyi cevaplar
713
FATMA HANIM UND FRAU MÜLLER GEHEN EINKAUFEN
Heute Nachmittag gehen Fatma Hanım und Frau Müller einkaufen. Frau Müller will für ihre Bekannten in Deutschland einige Vasen und Pfeifen kaufen. Sie gehen zum Marktplatz. Zeynep kommt auch mit ihnen, denn Frau Müller spricht nicht gut Türkisch. Die Vasen im Dorf sind billiger und schöner als die Vasen in der Stadt.​
Frau Müller sieht in einem Laden schöne Vasen. Zeynep lernt den Preis der Vasen. Sie kosten zwei Liras. Frau Müller fragt: «Ich will fünf Vasen kaufen. Wieviel muss ich dann bezahlen?»​
Fatma Hanım handelt mit dem Verkäufer der Vasen. Und sie bezahlen für fünf Vasen neun Liras. Fatma Hanım sieht in einem anderen Laden billige Pfeifen und zeigt sie Frau Müller. Sie treten in den Laden ein und fragen: «Was kosten diese Pfeifen?» Der Mann antwortet: «Meine Pfeifen sind billiger und besser als die anderen Pfeifen.»​
Fatma Hanım sagt: «Ja, deine Pfeifen sind billiger, aber sie sind kleiner als die Pfeifen in anderen Laden.»​
Fatma Hanım handelt auch mit diesem Verkäufer und sie bezahlen drei Liras weniger. Fatma Hanım kauft Fleisch und Brot und Zeynep kauft ein Taschenmesser für Ahmet. Dann kehren sie zufrieden zurück.​
Frau Müller zahlt zu Hause das Geld in ihrer Geldtasche und sagt: «Fünf Liras fehlen. Wir handeln mit den Verkäufern, gewinnen vier Liras, verlieren aber fünf Liras.»​
FATMA HANIM VE BAYAN MÜLLER ALIŞVERİŞE ÇIKIYORLAR
Bugün öğleden sonra Fatma Hanım ve Bayan Müller alışverişe çıkıyorlar. Bayan Müller Almanya'daki tanıdıkları için birkaç vazo ve pipo satın almak istiyor. Pazar meydanına gidiyorlar. Zeynep de onlarla geliyor, çünkü Bayan Müller iyi Türkçe konuşmuyor. Köydeki vazolar şehirdeki vazolardan daha ucuz ve daha güzeldir.​
Bayan Müller bir dükkanda güzel vazolar görüyor. Zeynep vazoların fiyatını öğreniyor. Onların fiyatı iki liradır. Bayan Müller: «Beş vazo satın almak istiyorum. O zaman ne kadar ödemem gerekiyor?» diye soruyor.​
Fatma Hanım vazoların satıcısıyla pazarlık ediyor ve beş vazo için dokuz lira ödüyorlar. Fatma Hanım başka bir dükkanda ucuz pipolar görüyor Vie onları Bayan Müller'e gösteriyor. Dükkana giriyorlar ve soruyorlar: «Bu pipoların fiyatı ne kadardır?» Adam: «Benim pipolarım diğer pipolardan daha ucuz ve daha iyidir,» diye cevap veriyor.​
Fatma Hanım: «Evet, pipoların daha ucuz, ama onlar diğer dükkanlardaki pipolardan daha küçük,» diyor. Fatma Hanım bu satıcıyla da pazarlık ediyor ve üç lira daha az ödüyorlar. Fatma Hanım et ve ekmek satın alıyor, Zeynep de Ahmet için bir çakı satın alıyor. Sonra memnun (eve) dönüyorlar.​
Bayan Müller evde para çantasındaki parayı sayıyor ve: «Beş lira eksik. Satıcılarla pazarlık ediyoruz, dört lira kazanıyoruz, ama beş lira kaybediyoruz,» diyor.​
 
Benzer konular Forum Tarih
Piramit Asiler ve Reformcular 0 87

Benzer konular

1000Fikir

Yönetici
Yönetici
Mesajlar
1,929
Reaction score
1
Puanları
38
En iyi cevaplar
713
AM MORGEN UND AM ABEND
Mehmet steht morgens immer früh auf. Seine Mutter weckt ihn. Sie klopft an die Tür und ruft: «Es ist sieben Uhr!» Mehmet steht schnell auf und öffnet das Fenster. Dann geht er ins Bad und zieht seinen Schlafanzug aus. Er wäscht sich mit einem Schwamm und mit Seife. Das Wasser ist kalt, aber dieses kalte Wasser macht ihn frisch. Mit einem Handtuch trocknet er sich ab. Er tut Zahnpasta auf die Zahnbürste und putzt sich die Zähne. Dann rasiert er sich mit einem Rasierapparat. Er rasiert sich elektrisch. Er braucht dann keinen Rasierpinsel und keine Rasierklinge und keine Rasierseife. Nach dem Rasieren kämmt er sich die Haare, zieht sich schnell an und geht zum Frühstück.​
Abends geht Mehmet spät ins Bett. Um halb zehn zieht er sich aus. Seinen Anzug hängt er auf einen Kleiderbügel. Sein Hemd und seine Strümpfe legt er auf einen Stuhl. Dann zieht er seinen Schlafanzug an, wascht sich das Gesicht und die Hände und putzt sich die Zähne. Er legt sich ins Bett und liest noch etwas. Bald macht er aber das Licht aus und schlaft, denn er ist oft sehr müde.​
SABAHLEYİN VE AKŞAMLEYİN
Mehmet sabahları daima erken kalkar. Annesi onu uyandırır. Kapıyı vurur ve seslenir: «Saat yedi!» Mehmet hemen ayağa kalkar ve pencereyi açar. Sonra banyoya gider ve pijamasını çıkarır. Bir sünger vıe sabunla yıkanır. Su soğuktur, ama soğuk su onu diri (canlı) yapar. Bir havluyla kurulanır. Diş fırçasının üstüne diş macunu koyar ve dişlerini ovar. Sonra bir tıraş makinasıyla tıraş olur. O elektrikli (tıraş makinasıyla) tıraş olur. O zaman bir tıraş fırçasına, jilete ve tıraş sabununa ihtiyacı yoktur. Tıraştan sonra saçlarını tarar, çabucak giyinir ve kahvaltıya gider.​
Akşamları Mehmet geç yatağa gider (geç yatar). Saat dokuz buçukta soyunur. Elbisesini bir askıya asar. Gömleğini ve çoraplarını bir sandalyenin üstüne koyar. Sonra pijamasını giyer, yüzünü ve ellerini yıkar ve​
dişlerini ovar. Yatağa yatar ve biraz daha okur. Ama hemen (biraz sonra) ışığı söndürür ve uyur, çünkü ekseriya çok yorgundur.​
 

1000Fikir

Yönetici
Yönetici
Mesajlar
1,929
Reaction score
1
Puanları
38
En iyi cevaplar
713
DIE BESTE REKLAME
in der Hauptstraße einer Kleinstadt er öffnet der Zahnarzt Dr. Müller eine Praxis. Er hat fast keine Patienten, denn er ist noch nicht bekannt. Da kommt dem Arzt ein Gedanke. Er ruft einen Maler und bestellt ein Schild. Einige Tage später hängt am Haus neben der Tür eine Tafel. Darauf stehen die Worte: «Dr. Müller, der beste Zahnarzt der Stadt.»​
In der gleichen Straße wohnt jedoch noch ein Zahnarzt. Er liest eines Tages das Schild des neuen Arztes und denkt: «ich bin bestimmt nicht dümmer als Dr. Müller!» Und bald hängt neben der Haustür dieses Zahnarztes auch ein Schild: «Dr. Frank, der beste Zahnarzt Europas.»​
Nach einer Zeit mietet ein anderer Zahnarzt in dieser Straße eine Wohnung. Neben die Haustür hängt er das Schild: «Dr. Groß, der beste Zahnarzt der Welt.»​
Einige Wochen später kommt, der junge Zahnarzt Dr. Berger in die Stadt. Dr. Bergers Freund wohnt in der Straße der drei Ärzte. Der junge Arzt fragt ihn: «Du weißt, ich hin fremd hier. Wo miete ich in dieser Stadt am besten eine Praxis?» Der Freund rät ihm: «in dieser Straße nicht! Hier arbeiten drei Ärzte und jeder sagt: «‘ich bin besser als der andere.‘»​
Da lacht Dr. Berger und sagt: «Das ist gut, morgen miete ich in dieser Straße eine Wohnung und eröffne hier eine Praxis.»​
«Bist Du verrückt!», ruft Dr. Bergers Freund, «Miete eine Praxis am Ende der Stadt oder in einem Vorort, aber nicht hier, wir haben hier genug Arzte.»​
Aber Dr. Berger Iacht nur und denkt: «So klug wie die drei anderen bin ich auch!» Einige Tage später findet er eine Wohnung in der gleichen Straße Sie ist größer als die anderen Arztwohnungen. Auch er hängt ein Schild neben die Haustür. Darauf aber lesen die Leute: «Dr. Berger, der beste Zahnarzt dieser Straße.»​
«Dieser Arzt ist noch klüger als die, anderen,» rufen die Leute, und bald hat Dr. Berger die meisten Patienten.​
EN İYİ REKLAM
Bir kasabanın ana caddesinde diş doktoru Dr. Müller bir muayenehane açar. Hemen hemen hiç hastası yoktur, çünkü daha tanınmamıştır. O zaman doktora bir fikir gelir. Bir ressam çağırır ve bir tabela ısmarlar. Birkaç gün sonra evde kapının yanında bir tabela asılıdır. Üzerinde (şu) sözler yazılıdır (durur): «Dr. Müller, şehrin en iyi doktoru.»​
Ama aynı caddede bir diş doktoru daha oturmaktadır. Günlerden bir gün yeni doktorun tabelasını okur ve düşünür: «Muhakkak Dr. Müller'den daha aptal değilim!» Ve kısa bir zaman sonra bu doktorun (ev) kapısının yanında da bir tabela asılıdır: «Dr. Frank, Avrupa'nın en iyi diş doktoru.»​
Bir süre sonra başka bir diş doktoru bu caddede bir ev kiralar. Kapısının yanına (şu)tabelayı asar: «Dr. Gross, dünyanın en iyi diş doktoru.»​
Birkaç hafta sonra genç diş doktoru Dr. Berger şehre gelir. Dr. Berger'in arkadaşı üç doktorun caddesinde oturmaktadır. Genç doktor ona sorar: «Biliyorsun, burada yabancıyım. Bu şehirde en iyi nerede bir muayenehane kiralayabilirim?» Arkadaş ona: «Bu caddede olmaz! Burada üç doktor çalışmaktadır ve her biri: Ben diğerinden daha iyiyim, diyor,» diye tavsiye eder.​
O zaman Dr. Berger güler ve: «Bu iyi, yarın bu caddede bir ev kiralıyorum ve burada bir muayenehane açıyorum,» der.​
«Deli misin?» diye bağırır Dr. Berger'in arkadaşı, «Şehrin sonunda veya kenar bir mahallede bir muayenehane aç, ama burada değil, burada yeteri kadar doktor var (doktora sahibiz).»​
Ama Dr. Berger sadece güler ve düşünür: «O diğer üçü kadar ben de akıllıyım!» Birkaç gün sonra aynı caddede bir ev bulur. O diğer doktor evlerinden daha büyüktür. O da ev kapısının yanına bir tabela asar. (Halk) herkes (onun üzerinde) (şunları) okur: «Dr. Berger, bu caddenin en iyi diş doktoru.»​
«Bu doktor diğerlerinden daha akıllı!» diye bağırır herkes ve kısa bir zaman sonra Dr. Berger en çok hastaya sahiptir.​
 

1000Fikir

Yönetici
Yönetici
Mesajlar
1,929
Reaction score
1
Puanları
38
En iyi cevaplar
713
EIN BRIEF VON INGE MÜLLER
Liebe Anna!​
Dein lieber Brief erfreute mich sehr. Ich erhielt deinen Brief vor zwei Tagen und las ihn mehrere Male. Ich bin hier sehr glücklich, aber ich vermisse euch. Wie geht es meinen Lehrern und Freunden? Bitte, schreib mir in deinem nächsten Brief mehr über sie.​
Die Çelikels sind wunderbare Menschen. Ihr Bauernhof ist sehr groß und modern. Ahmet und Zeynep sprechen gut Deutsch. Ihr Vater, Herr Çelikel, kann auch etwas Deutsch sprechen, aber Frau Çelikels Deutsch ist sehr schlecht. Wir können sie nicht verstehen.​
Die Kinder gehen morgens in die Schule. Hasan Bey arbeitet auf den Feldern und Frau Çelikel bleibt oft in der Küche. So sitze ich im Garten und lese meine Bücher. Manchmal spreche ich mit Hatice. Ich kann ihr Türkisch nicht gut verstehen. Ich mache oft einen Spaziergang auf den Feldern. Ahmets Pferd, Ceylân, gefällt mir sehr, aber es liebt mich nicht so sehr.​
Ahmet reparierte sein altes Fahrrad für mich. Ich fahre damit manchmal zum See.​
Mein Vater und meine Mutter fuhren in der letzten Woche nach Ankara. Mein Vater wird dort in einer Schule Deutsch lehren. Ich will Hatice Deutsch lehren, aber sie lacht immer und lernt kein Wort. Ihr kleiner Sohn, Selim, lernt besser und ist klüger als sie. Er weiß schon jetzt einige Wörter.​
Ich ging vor drei Wochen zur Zeyneps Schule. Ihre Klassenkameraden wollen einige Brieffreunde aus Deutschland haben. Bitte, schreib mir die Namen deiner Freunde und deiner Freundinnen und ihre Alter, Hobbies und Adressen! Vierzig Schüler sind in Zeyneps Klasse, aber schicke mir noch mehr Namen und Adressen, denn die anderen Klassen wollen auch Brieffreunde aus Deutschland haben. Kannst du mir auch einige Illustrierten schicken? Ich werde sie Zeyneps Freunden geben. Sie wollen viel Deutsch lesen. Grüße alle Freunde und Freundinnen von mir!​
Mit herzlichen Grüßen,​
Deine Inge​
INGE MÜLLER’DEN BİR MEKTUP​
Sevgili Anna!​

Sevgili mektubun beni çok sevindirdi. Mektubunu iki gün önce aldım ve onu birçok defalar okudum. Burada çok mutluyum, ama sizin yokluğunuzu hissediyorum. Öğretmenlerim ve arkadaşlarım nasıl? Lütfen, gelecek mektubunda onlar hakkında bana daha çok yaz! (onlardan bana daha çok bahset).​

Çelikeller fevkalâde insanlar. Çiftlikleri çok büyük ve modern. Ahmet ve Zeynep iyi Almanca konuşuyor. Babaları, Bay Çelikel de biraz Almanca konuşabiliyor, ama Bayan Çelikel’in Almancası çok kötü. Onu anlayamıyoruz.​

Çocuklar sabahları okula gidiyor. Hasan Bey tarlalarda çalışıyor ve Fatma Hanım ekseri mutfakta kalıyor. Böylece (onun için) bahçede oturuyorum ve kitaplarımı okuyorum. Bazen Hatice ile konuşuyorum. Onun Türkçesini iyi anlayamıyorum. Ekseriya tarlalarda bir gezinti yapıyorum. Ahmet’in atı, Ceylân, benim çok hoşuma gidiyor, ama o beni sevmiyor.​

Ahmet eski bisikletini benim için tamir etti. Bazen onunla (bisikletle) göle gidiyorum.​

Babam ve annem geçen hafta içinde Ankara’ya gittiler. Babam orada bir okulda Almanca öğretecek. Ben Hatice’ye Almanca öğretmek istiyorum, ama o hep gülüyor ve hiçbir kelime öğrenmiyor. Onun küçük oğlu Selim ondan daha iyi öğreniyor ve daha akıllı. Daha şimdi (den) birkaç kelime biliyor.​

Üç hafta önce Zeynep’in okuluna gittim. Sınıf arkadaşları Almanya’dan birkaç mektup arkadaşı (na sahip olmak) istiyorlar. Lütfen, bana erkek ve kız arkadaşlarının isimlerini ve yaşlarını, meraklarını ve adreslerini yaz! Zeynep’in sınıfında kırk öğrenci (var), ama bana daha çok isimler ve adresler gönder, çünkü diğer sınıflar da Almanya’dan mektup arkadaşı istiyorlar. Bana birkaç resimli mecmua da gönderebilir misin? Onları Zeynep’in arkadaşlarına vereceğim. Çok Almanca okumak istiyorlar. Bütün erkek ve kız arkadaşları benden selâmla!​

kalpten selâmlarla​
Senin Inge(n)
 

1000Fikir

Yönetici
Yönetici
Mesajlar
1,929
Reaction score
1
Puanları
38
En iyi cevaplar
713
INGE MÜLLER BEKOMMT EINEN BRIEF VON ANNA GRÜN
Liebe Inge! München, den 29.6.1968​
Gestern erhielt ich deinen lieben Brief. Vielen Dank für die Bilder. Die Türkei ist ein wunderbares Land.​
Es geht unseren Lehrern und Freunden gut. Ich erzählte ihnen viel von dir. Unser Direktor will einige Postkarten aus der Türkei haben. Kannst du ihm einige Postkarten schicken?​
Ich sprach mit den Kindern über die Adressen. Alle wollen Brieffreunde aus der Türkei haben. Die anderen Klassen hörten das auch und gaben mir ihre Adressen. Jetzt habe ich ungefähr 100 Namen und Adressen. Kannst du dort 100 Jungen und Mädchen finden? Vielleicht wirst du nicht so viel Adressen finden können. Dann schreib mir, bitte.​
Letzte Woche machten wir mit unserer Erdkundelehrerin Frau Schmitt einen Ausflug in die Wälder. Es war ein schöner Ausflug. Das Wetter war warm und sonnig. Wir spielten unter den Bäumen. Einige Schüler hatten Bälle. Die Jungen spielten Fußball und die Mädchen spielten Volleyball. Der Wald war voll von Vögeln und schönen Blumen. Ich pflückte einige Blumen für meine Mutter.​
Wir aßen um ein Uhr zu Mittag. Wir hatten Wurst, Eier und Marmelade beim Essen, aber wir aßen die Eier ohne Salz. Nach dem Essen setzen wir uns unter die Bäume. Die meisten Kinder schliefen. Plötzlich rief ein Junge: «Es regnet!»​
Es war sehr merkwürdig. Vor einer Stunde waren keine Wolken am Himmel. Jetzt regnete es in Strömen. Wir waren alle ganz nass. Wir standen unter einem großen Baum. Da sagte ein Junge: «Das Salz ist hier! Aber es ist auch nass!»​
Auf unserem Rückweg lachten wir viel.​
Ich werde in meinem nächsten Brief noch mehr von unseren Freunden und Freundinnen schreiben. Klara nahm von mir deine Adresse. Sie will dir auch schreiben. Wir alle schicken dir unsere besten Wünsche.​
Mit herzlichen Grüßen​
Deine Anna Grün​
P. S. Ich lege die Namen und die Adressen bei.​
INGE MÜLLER ANNA GRÜN’DEN BİR MEKTUP ALIYOR

Münih, 29.6.1968​
Sevgili Inge!​

Sevimli mektubunu dün aldım. Resimler için çok teşekkür. Türkiye fevkalâde bir memleket.​

Öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız iyi. Onlara senden çok anlattım. Müdürümüz Türkiye’den birkaç kartpostal istiyor. Ona birkaç kartpostal gönderebilir misin?​

Çocuklarla adresler hakkında konuştum. Hepsi Türkiye’den mektup arkadaşları istiyorlar. Diğer sınıflar da bunu duydular ve bana adreslerini verdiler. Şimdi aşağı yukarı bende 100 isim ve adres var. Orada 100 erkek ve kız çocuk bulabilir misin? Belki bu kadar çok adres bulamayacaksın. O zaman bana yaz, lütfen.​

Geçen hafta coğrafya öğretmenimiz Bayan Schmitt [şmit] ile ormanlara bir gezinti yaptık. Güzel bir gezintiydi. Hava sıcak ve güneşliydi. Ağaçların altında oynadık. Birkaç öğrencinin topu vardı. Erkek çocuklar futbol oynadılar ve kız çocuklar voleybol oynadılar. Orman kuşlarla ve güzel çiçeklerle doluydu. Annem için birkaç çiçek topladım.​

Saat birde öğle yemeğini yedik. Yemekte sosis, yumurta ve reçelimiz vardı, ama yumurtaları tuzsuz yedik. Yemekten sonra ağaçların altına oturduk. Çocukların çoğu uyudular. Birden bir çocuk bağırdı: «Yağmur yağıyor!»​

Çok tuhaftı. Bir saat önce gökte hiç bulut yoktu. Şimdi bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Bütün hepimiz tamamen ıslanmıştık. Büyük bir ağacın altında duruyorduk. O sırada bir çocuk: «Tuz burada! Ama o da ıslak!» dedi.​

Dönüş yolunda (geri dönerken) çok güldük.​

Gelecek mektubumda erkek ve kız arkadaşlarımızdan daha fazla yazacağım. Klara benden adresini aldı. O da sana yazmak istiyor. Bütün hepimiz sana en iyi dileklerimizi gönderiyoruz.​

kalpten selâmlarla​
Senin Anna Grün’ün​
Not: isimleri ve adresleri (mektubuma) ekliyorum.​
 
Konuyu Başlatan Benzer Konular Forum Cevaplar Tarih
Piramit Asiler ve Reformcular 0
Benzer Konular
Claus von Stauffenberg

Çevrimiçi Üyeler

Şu anda çevrimiçi üye yok.

Son Mesajlar

Forum İstatistikleri

Konular
1,543
Mesajlar
2,319
Cevaplanmamış Sorular
2
Cevaplanmış Sorular
707
Üyeler
14
Son Üye
Stjsmmm